|
||||||||
Copyright Kaplan Film Production © 2006
|
MELEĞİN DÜŞÜŞÜ /BASIN
17/3/2005 Tülin Özen, ilk sinema filmi 'Meleğin Düşüşü'nde babası tarafından tacize uğrayan Zeynep'i canlandırdı. Genç oyuncu Özen, film ile tacize farkındalığın biraz daha geliştiğini düşünüyor. Semih Kaplanoğlu'nun yeni filmi "Meleğin Düşüşü"nde babası tarafından tacize uğrayan Zeynep karakterini başarıyla canlandıran genç oyuncu Tülin Özen, ilk sinema filmi ile adından söz ettirmeyi başardı. Tacizin ne kadar korkunç boyutlara ulaştığının film sonrası seyircilerden aldığı tepkilerden fark ettiğini söyleyen Özen, film ile tacize farkındalığın biraz daha geliştiğini düşünüyor. Tülin Özen, henüz çok genç olmasına rağmen ilk sinema filmi ile Altın Portakal Film Festivali 'nde en iyi kadın oyuncu ödülünü kucakladı. Yeditepe Üniversitesi Tiyatro bölümünden yakın zamanda mezun olan Özen, "Kaygusuz Abdal" ile başlayan tiyatro serüvenini "Sersemler Evi" ve "Nasreddin Hoca Birgün ... " adlı oyunlarla sürdürüyor. Özen, ilk sinema filmi "Meleğin Düşüşü"nde babası tarafından tacize uğrayan Zeynep'i canlandırdı. Duyguları tam olarak net olmayan, ne düşündüğü kestirilemeyen Zeynep, daha çok bir ruh ya da siluet gibi. Yürüyüp yürümediği; konuşup konuşmadığı hatta nefes alıp almadığı bile şüphe taşıyor. Geniş kıyafetleri içinde gittikçe küçülen, kaybolan bir kız çocuğunu andıran Zeynep, bir yandan yaşamın ağır yükünü omuzlamaktan bitkin düşmüş yaşlı bir kadının ruh bıkkınlığına sahip. Öfkesini, kızgınlığını dahi göstermeyecek kadar donuk. Böyle bir karakter Zeynep. Bir oyuncu için hem zor, aynı zamanda yeteneklerini gösterebilmek için ise şanslı bir rol. Tülin Özen de bunun farkında. 'Zeynep büyük bir soru işareti idi' Özen, senaryoyu ilk okuduğunda Zeynep hakkında hiçbir şey bilmediğini düşünmüş. "İyi kötü belli bir takım tipler vardır hayatta, ama bu kız gibi etrafımda hiç kimse yoktu" diyen Özen, olsa bile yansımasının olmadığını söylüyor. Sebebini, anlatılanların zor ve üstü kapalı şeyler olmasına bağlayan genç oyuncu, sonrasında birçok insanın ufak da olsa yaşadığını öğrenmiş. Özen, "Benim için Zeynep, büyük bir soru işareti idi. Çekimler başlayana kadar da böyle sürdü. Sonra çekimlerle birlikte oturdu" diyor. Zeynep'in ailesinde yaşadığı olumsuz olaylardan ötürü a-sosyal olduğunu ve iletişim sorunu yaşadığını ifade eden Özen, kendini ifade etmede zorlandığı için çıkış yolu bulamadığı görüşünde. 'En mahrem yerde yaşanıyor' Özen, film sonrası duıgu dünyasında bir kadın olarak yaşadıklarını şöyle özetliyor. "Filmden
sonra her an bana bir şey olacak gibi geliyor. 'Daoıtırım ortalıoı' diyorum. Her tarafta
çığlıklar atarım, haklarımı ararım. Dünyanın en büyük kadın örgütünü kurarım gibi geliyor.
Fark ettim ki onu öyle yapmakta başka bir bilinç gerektiriyor insanda. Çünkü günlük yaşamın
içinde bunlar yaşanıyor. Kız uyanıyor ve yine her sabahki gibi babasına sefer tasını Film farkındalığı yaratıyor Tiyatrolarda oyunculuk ve reji asistanlığı yapan Özen, tiyatro varken başka bir iş yapmayı düşünmüyor. Ancak dizilere de soouk bakmıyor. Oyunculuğu "bir karaktere nefes aldırmak" olarak tanımlayan Özen, bunu yaptığı müddetçe nerede yaptığının pek önemi olmadığını sahne ya da dizilerde varolabileceğini dile getiriyor. Özen, filmde çırılçıplak İstanbul'a karşı durduğu cesur sahne için ise, "Doğru gittiğine inanıyorsan, her şeyi yapmalısın rolün için. Nedenini ve sonucunu kafanda doğru oturtmalısın. Öteki durumda sürekli ego oluyor" diyor. |