|
05/02/2005
SİNEMAMIZIN YÜKSELİŞİ
Alin Taşçıyan / Milliyet
Berlin Film Festivali Forum bölümüne seçilen, üç Altın Portakallı "Meleğin Düşüşü"
şaşırtıcı güçte bir film.
Türk sinemasının yeni kuşağı bazen öyle çıkışlar yapıyor ki soluğumuz kesiliyor. İşte Nuri Bilge Ceylan'ın "Uzak''ı, Zeki Demirkubuz'un "Yazgı"sı gibi rahatça dünya çapında bir yere koyabileceğimiz bir film: "Meleğin Düşüşü". İnsan ruhunu, çektiği acıları ve çileleri; ilahi adalet beklentisini ve masumiyet kavramını en muğlak ve karanlık haliyle aktarıyor bu film. Dünyayı materyalist ve ruhani bir bütün olarak algılayıp bizi iyilikkötülük arasında çapraz ateşe tutuyor.
Güzelim yüzünde derin bir keder olan Zeynep'in adağıyla başlıyor filmimiz. Tarkovsky'nin "Nostalgia"sındaki inançlı Domenico misali elindeki dikiş ipliğini koparmadan "tel sarma"ya çabalıyor genç kız. Başka çaresi yokmuşçasına soluk soluğa çabalıyor... Orta karar bir otelde temizlik görevlisi olarak çalışan; bell boy'u köpek yavrusu gibi peşinden ayrılmamacasına aşık olduğu bu kızın derdini çok geçmeden anlıvoruz. Bir atölyede işçi olan babasının cinsel tacizine uğruyor... Mustafa'yı gönlü olduğu halde reddetmesi bu yüzden.
Yaşadığı utançtan ve suçluluk duygusundan arınmak için türbelere giden, dualar eden,
adaklar adayan Zeynep'in dileğinin son derece tuhaf bir rastlantıyla yerine gelmesi filmin doruk
noktası. Kötü biçimde ayrılan. bir çiftin yaşadığı trajedi Zeynep'in hayatını öyle bir değiştiriyor ki kaderin cilvesi denen muğlak kavram önümüzde somutlaşıyor.
Semih Kaplanoğlu'nun bu karanlık filmi başta cennetten koyulan düşkün melekler olmak üzere kutsal kitaplardan simgeler ve metaforlarla dolu. Söze gereğinden bir kelime bile fazla yer vermeyen Kaplanoğlu, üstü kapalı bir anlatım tercih ediyor. Ama bu anlatımın içinde işçi sınıfıyla burjuvazi arasındaki keskin ayrımda yerini buluyor; dini inançlar da ... Sanat yönetiminin titiz çalışmasıyla desteklenerek resim sanatından beslenen görüntü yönetimiyle ağırlığı imgelere ve oyunculuğa veriyor. Deneyimi Devlet Tiyatroları'ndakiyle kısıtlı Tülin Özen ile aslında set işçisi olan baba rolündeki Musa Karagöz'ün, gencecik Budak Akalın ve Engin Doğan'ın bu bağlamdaki başarıları göz kamaştırıcı. Kaçırmayın.
Basın Sayfasına Geri Dön >>>
|